mekan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mekan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

350



Balkanlarda oksijen çarpması yaşıyorum.. Mümkün olan her anda uyuyorum.. Hatta mümkün olmayan anlarda bile anlık uykulara dalıyorum.. Arda nehrine karşı ve çamların arasında, gözünün alabildiğine yemyeşil bir yerlerdeyiz.. Doğduğum topraklarda.. Fotoğraftaki yüzümün tazeliği ve güzelliği Balkanların oksijeninden ve az uykuyla yaşamaya mecbur hayatımda birden alışık olmadığım uyku sarhoşluğundan.. Derin nefesler alıyorum dağ havasını ciğerlerime doldurmak için.. Mavi dağlarla çevrili yeşil köyler.. Kırcaali..

83


Öykü'ye karne hediyesi bu kez çok değişik bir şey aldım.. Exit yarışmasına bilet :) Bu oyun evi yeni bir trend olarak yayılmaya başlamış. Bir eve kapatılıyorsunuz ve oda oda ilerleyebilmek için ipuçlarını bulup, çözüp, kilidi açıp bir sonraki odaya geçerek en sonunda çıkışa ulaşıyorsunuz.. ya da ulaşamıyorsunuz.. Süre 60 dakika.. En fazla 5 kişilik bir ekip kurabilirsiniz. 

Ben ekibi kurma işini Öyküye bıraktım. Hediye ona ait, kimlerle katılmak istediğini kendisi seçti.. Çok doğru bir ekip kurduğunu yarışmadayken anladık. Çünkü hemen hepimiz farklı odalarda işe yarayıp çıkışa gidebilecek kapıları açtık. Mehmet, Levent, ben, Öykü ve Emrah'tan oluşan ekibimiz ile süremiz bitmeden çok önce çıkışa ulaşabilmiştik. İlk odada henüz ne yapacağımızı da tam anlayamadığımız için ve henüz konsantre de olamadığımız için fazla oyalandık.. Ve son odada da hepimiz yanlış bir çözüm yoluna odaklandığımızdan zaman kaybetsek de yine de sonunda başardık.. 

Bursa Exit .. Gayet iyi ve zeki bir oyun.. Hem zeki hem de heyecanlı bir oyun arayanlara tereddütsüz tavsiye ederim..

İlk fotoğraf eve girip yarışmaya başlamadan önce.. Son fotoğraf evden çıkmayı başardığımızda :)


Çıktığımızda bizi karşılayan Bursa Exit ekibinin, bizi tanıyıp Cafe 7.Oda'dan olduğumuzu bilmeleri de benim için hoş bir güzellik oldu :)

78


Yılbaşı armağanlarımı açmaya devam ediyorum.. Böyle zamana yaya yaya açmak çok keyifli oluyor.. Hem her armağanın daha iyi hakkını verebilecek vaktim oluyor hem de insanın ihtiyacı olduğunda açabileceği hediye paketleri olması çok güzel bir his..

Mügecim, İstanbula gittiğinde Robinson Crusoe 389 kitabevini gezerken bana da bir şey almadan çıkmamış.. Rudolf Arnheim'in 1930'lu yıllardaki yazılarından oluşan "Sanat Olarak Sinema" adlı kaynak kitabı.. O yılları ve sinemanın erken dönemindeki gramerini okumak keyifli olacak..

Kitabın açılış cümlesini de not edelim:
"Bir kitap on beş yaşında hala hayattaysa, artık eski değildir."
Sağlam bir ifade.. Açılış paragrafı şöyle devam ediyor: "Zamanda yerini bulmuştur, fakat zamanın aşındırıcı etkisinden artık zarar görmüyordur. İyi ya da kötü, olduğu gibi durmaktadır."

56

İstanbul'un tadını çıkarma günü bugün.. İki yıl boyunca kendi yaşadığım sokaktan bile daha iyi bildiğim yerler.. Bahariye.. Bağdat caddesi.. Caddebostan.. Suadiye.. Özlemişim..


Güne iyi bir kahvaltı ile başlamalı dedik ve soluğu Namlı'da aldık.. İnsan buradan çok yemeden çıkabilir mi acaba, her defasında bunu düşünüyorum.. Çayı hariç her şeyini tavsiye edebilirim.. Çay mı!! En güzeli Cafe 7.Oda'da kesinlikle! :)


Ve tıka basa dolan mide ile uzuuuuun bir yürüyüşe geçtik kahvaltının ardından.. Önce çok sevdiğim CKM'yi bir ziyaret edip (yandaki fotoğraf oradan) ardından güneşli temiz günün tadını çıkarırcasına Caddebostan sahilinden Fenerbahçeye kadar yürüdük.. Sohbetimizin genel konusu, kişisel alanın yokluğunun baskısı yüzünden günümüzde yürümeyen evlilikler, ilişkiler, kadınlar, erkekler.. 


Mola verdiğimizi sanmayın.. sırf Nazım Hikmet'li bank çok hoşuma gitti, anı fotoğrafı çekileyim diye oturdum bir dakikalığına.. 

Güneş ısıtıcı, yürüyüş uzun olunca ara ara montumu bile çıkardım bugün :)

Fenerbahçe'den sonra deniz kenarından yürüyüş imkanımız bitti ama biz ara sokaklardan Bahariye'ye kadar yürümeye devam ettik. Ve bu uzuuuun yürüyüşün sonunda ulaştığımız Moda Sahnesinde ne yazık ki Leviathan'a bilet kalmadığını öğrendik :( Çok istiyordum ben Leviathan'ı sinemada izlemeyi ve bu tek şansımdı. Çünkü Leviathan Bursa'da gösterime girmiyor ve ben yarın sabah erkenden dönüyorum :(


Moral bozmaya gerek yok yapılacak çok şey var nasıl olsa dedik ve biraz dinlenmek üzere Cafe Coupe'a oturduk.. Ben ısıtıcıya yakın oturdum ki terim sıcak kurusun.. Cafe ve atölyeler hakkında konuştuk.. 


Sonra da "7.ODA Film Analizi Atölyesi" için bluray filmler almak üzere The End'in yolunu tuttuk.. Bir saatten uzun kalmışızdır kesin içeride.. Bir kez daha anladım ki ben bütün paramı, kitaplara, dergilere, filmlere ve kırtasiye malzemelerine yatırabilirim.. İyi ki kontrollü bir kadınım. Yoksa bildiğin beş kuruş parasız gezebilirim kontrolsüz olsaydım.. 18 film ile çıktık :)


Sinema kartları almak üzere Liman Kart dükkanına gittik.. Cafede satmak üzere sinema ile ilgili ne bulursam aldım :)


Ve son olarak da çok sevdiğim ve bana yıllardır özgürlüğü ve huzuru hissettiren (ki bu da aslında bir yazı konusudur benim için) Bahariye Caddesini de baştan sona yürüdükten sonra artık eve gidip bacakları havaya dikme vakti gelmişti :)

51

yemek yemek gerçek bir keyif şu hayatta.. istediğimi istediğim ölçüde yiyip, yine de zayıf kalmak da vücudumun ruhuma armağanı :)

Bağdat Caddesinde kaliteli bir et restoranı arıyorsanız hiç düşünmeden Köşebaşı'na gidebilirsiniz.. bugüne kadar orada yediğim her şeyi fazlasıyla beğendim.. ama bu akşam hayatımda ilk defa "küşleme" yedim!! daha önce neden hiç küşleme yemediğime hayıflanıyorum.. çok lezizdi!

ve şimdi de bunca yemeğin üstüne uzuuuun bir yürüyüş gerekli.. Bağdat caddesinde yürümeyi seviyorum.. saat kaç olursa olsun kimsenin kimseyi rahatsız etmediği, laf atmadığı keyifli bir yürüyüş alanı.. ve epey de uzun hani cadde.. yanınızda sohbet etmekten keyif aldığınız biri de var ise daha da güzelleşiyor hayat.. yürüyüş iyidir..

49

hep kültür sanat notları olmaz ki, bazen yiyeceklerden, giyeceklerden mekanlardan da bahsetmeli..

Ataşehir'de otobüsten inince Palladium'a geçtim ve ortak ile buluştuk.. sanırım ilk defa bu kadar uzun zaman görüşmemiştik.. tam 5 ay.. hemen eskisi gibi kıymalı kol böreği, domates söğüş, sucuklu yumurta ve ayrandan oluşan klasik kahvaltımızı etmek üzere Saray'ın yolunu tuttuk.. ve neredeyse hiç susmadan yemeye çalıştık.. öyle ya konuşacak ne çok şey birikmişti.. cafenin durumundan, çıkarttığımız aşçının gerçek yüzüne, Rusyada başlayan ekonomik krizden piyasalara, yeni atölyelerden, arkadaşlardan, dostlara..

İnsan aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, sanki hiçbir şey değişmemiş gibi, hatta hiç zaman geçmemiş de daha dün de aynı şeyleri yapmış gibi bir hisle hareket edebiliyor.. Ayaklar bile kendi yolunu buluyor.. Saray'dan kalktıktan sonra her zamanki gibi D&R'in yolunu tuttuk.. Ortak uzun uzun dvdleri inceledi bense uzun uzun sinema kitaplarını inceledim.. Hoş bir not kağıdı ve bir kalem aldık bana, ona da bir sürü film..