Boyhood etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Boyhood etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

33

Boyhood Soundtrack

1. Summer Noon - Tweedy
2. Yellow - Coldplay
3. Hate To Say I Told You So - The Hives
4. Could We - Cat Power
5. Do You Realize?? - The Flaming Lips
6. Crazy - Gnarls Barkley
7. One (Blake's Got A New Face) - Vampire Weekend
8. Hate It Here - Wilco
9. Good Girls Go Bad (feat. Leighton Meester) - Cobra Starship
10. Beyond The Horizon - Bob Dylan
11. Band On The Run - Paul McCartney & Wings
12. She's Long Gone - The Black Keys
13. Somebody That I Used To Know (feat. Kimbra) - Gotye
14. I'll Be Around - Yo La Tengo
15. Hero - Family of the Year
16. Deep Blue - Arcade Fire


zevkle dinlenecek bir albüm olmuş.. 12 yıllık :)

32



Orjinal Adı: Boyhood
Türkçe Adı: Çocukluk
Yönetmen: Richard Linklater
Senaryo: Richard Linklater
Oyuncular: Ellar Coltrane, Patricia Arquette, Ethan Hawke



** Linklater, önceki filmlerinde olduğu gibi tek bir gün veya birkaç saatlik öykü yerine bu kez yıllara yayılan bir öykü anlatmış.


** Filmin dramatik yapısı; olay örgüsünde gerçekleşen çatışmalar ve dönüşümler üzerinden değil, zamanın şekil verme gücü üzerinden kurulmuş. Günlük yaşamın sıradan ayrıntılarıyla şekillenen bir anlatı. 


** Büyük bir "anlatı" olmaktan kaçınmış, çünkü dünyaya Mason'ın bakış açısından bakmamızı istiyor. Çünkü Mason, muhafazakar ve milliyetçi bir çevrede büyümesine rağmen (ilkokulda Texas bayrağı önünde ant içiyorlar, büyüdüğünde ona incil ve silah hediye ediyorlar) bütün bu öğretilmiş kavramlardan uzak bir birey olarak şekilleniyor. Kendisi ne muhafazakar oluyor ne de milliyetçi. Ama tüm bunları içine almadığı gibi dışlamıyor da!. Her şeye karşı belli bir mesafede, sessiz bir gözlemci, hayat üzerine kafa yoran, yabancılaşmış ama asla dramatik değil. Hiç isyan etmiyor örneğin, herkesi ve her şeyi olduğu gibi kabulleniyor hayatında. Ama onlardan sadece alacağı kadarını alıyor. Kısacası Mason, onu "o" yapan dünyayı kabulleniyor ama bu dünyaya dışarıdan, belli bir mesafeden bakmayı tercih ediyor.


** Tıpkı kendi hayat deneyimimizden bildiğimiz gibi.. Yaşamdaki değişimlerimiz, geri dönüp baktığımızda o kadar da önemli görünmüyor.. Film bize bunu hatırlatıyor.


** Mason'ın yıllar içinde sesi kalınlaşıyor, yüzünde sivilceler çıkıyor, saç şekilleri değişiyor.. Onun 12 yıl boyunca gözümüzün önünde usulca büyüyüşünü izlemek benzersiz bir deneyimdi.


** Yıllar arasındaki geçişlerin, bir önceki sahnenin devamıyçasına kurgulanması da çok anlamlı. Nasıl büyürken bedenimizde yavaş yavaş gerçekleşen değişimleri fark edemiyorsak, filmde de bu değişimleri farketmek oldukça zorlaşıyor. Yönetmen yılların geçtiğini herhangi bir ara yazı kullanmadan, öykünün doğrusal akışını bozacak herhangi bir kurgu numarasına başvurmadan hissettiriyor bize. 


** Yılların geçişini sadece Mason'ın büyüyüşü ve anne babasının yaşlanması üzerinden izlemiyoruz. Her açıdan bir zaman tüneli gibi film. Her yıl, dönemin popüler bir şarkısını sahnenin içinde veya fonda mutlaka kullanmış yönetmen. (Coldplaydan, The Black Keys'e çok iyi bir soundtrack albüm var ortada). Müzik dışında teknolojik cihazların evrimini de seyrediyoruz. Basit cep telefonları akıllı telefonlara, atariler playstationlara dönüşüyor. Bush'tan Obama'ya geçiliyor. Arada Harry Potter dönemi bile var :)


** Özetle Linklater; en yalın haliyle bir insanın bedenen ve zihnen büyümesini gösteriyor. Bu gelişimi yüceltmeden, bu durum karşısında hayrete düşmeden. Mason'ın temas ettiği her insanın, her nesnenin onu şu anki Mason yaptığını gösteriyor. Büyümek, karakterin dersler aldığı, kocaman bir eşiği aştığı ve geride bırakılması gereken çileli bir süreç olarak sunulmuyor. Sonsuz ihtimaller barındıran ve hep yeni başlangıçların yapılabileceği bir akış olarak gösteriliyor. Sürekli kendi içinde dönüşüm geçiren, değişen, kimi zaman yavaşlayan, kimi zaman hızlanan bir nehir gibi..


** Açılış sahnesi ve Mason'ı ilk gördüğümüz an: çimlere uzanmış gökyüzünü izliyor. Ne hayaller kurduğunu, hangi düşüncelerde dolaştığını bilemiyoruz hiçbir zaman ama boş zamanlarında sürekli hayallere düşüncelere dalacağını ve bir parça hep yalnızlığı seveceğini biliyoruz başkarakterimizin.


** Yönetmen, aylaklık anlarının yaratıcı potansiyel taşıdığını anlatmak için bir röportajında şöyle diyor: "Hayal kurmak üretken bir aktivitedir. Fikirleriniz nereden gelir ki? Eğer bütün gün çalışıyorsanız bu birçok şeyi öldürür. Hayal kurmak aynı zamanda hem içinde yaşadığınız hem de içinde olmak istediğiniz ideal dünyayı tahayyül etmenizle, zamanınızı neyle geçirmek istediğinizi düşünmenizle ve ideal fiziksel koşullarınızın ne olduğunu bulmaya çalışmanızla ilgilidir." 


** Final sahnesi: Üniversitedeki yeni tanıştığı arkadaşı ile "an"lar üzerine konuşuyorlar. İkisi de o önemli "an"ların aslında ne kadar gelip geçici ve uçucu olduğunu söylüyor. 
Mason'a göre o büyük "an"lar yok! 
hep "şimdi" var! 
her şey "şimdi" olup bitiyor!


30

Boyhood ile ilgili düşüncelerimi yazmadan önce yönetmeni üzerine birkaç şey yazmak istiyorum.

Richard Linklater ve Zaman 

Yönetmenin hemen her filminde 'zaman' temel itici gücü oluşturan bir öğe. Filmlerindeki hikayeler özellikle belirli bir zaman aralığı ile kısıtlı. Ve kesinlikle "gerçek zaman" takıntısı var.

Birkaç örnek:
Slacker: Birbirine temas eden birçok karakterin öyküsünü gerçek zamanlı bir şekilde anlatır.

Dazed and Confused: Birçok lise öğrencisinin, okulun son gününde yaşadığı maceralar üzerinden geleceğe kuşku ile bakan bir kuşağın portresini çıkarır.

Müthiş Before Sunrise ve Before Sunset ve Before Midnight üçlemesinde de Jesse ve Celine'in birer günlerine tanık oluruz. Her bir filmin çekilmesi arasında 9'ar yıl vardır ve filmde de 9'ar yıl geçmiştir. 

Benim için ise bu üçlemenin ayrıca bir önemi var. 1995 yılının filmi olan Before Sunrise'da karakterler 19 yaşındaydı, ben de 19 yaşındaydım!. Dolayısıyla devamındaki filmlerde de yaşlarımız aynı gitti. Before Sunset'te hepimiz 28 yaşındaydık. Before Midnight'ta 37 yaşındaydık hepimiz.

Ve son filmi Boyhood: 12 yıla yayılan bir büyüme filmi. Temelinde bir çocuğun 6 yaşından 18 yaşına gelene kadar yaşadıklarını anlatırken ve bizi Manson'un büyüyüşüne inanılmaz bir gerçeklik algısı ile davet ederken, Manson'un anne ve babasının da yaşlanışını izletir. Çekimler 12 yıl boyunca her yıl sadece 2-3 gün bir araya gelerek tamamlanmış. Yönetmen, başkarakterin 12 yıl içerisinde oynamaktan vazgeçmesi halinde, yerine yeni bir oyuncu bulmaktansa bütün bir projeyi çöpe atmayı yeğleyecek kadar ne istediğini bilen biri.

Richard Linklater ve zaman konusunu yönetmenin bir sözü ile bitireyim:
"Sinemanın en eşsiz taraflarından biri zamana şekil vermenize izin vermesidir."