festival etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
festival etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1137 - 17. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali 2018


15 Şubat’ta başlayacak 17. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali bu yıl "Hayat Var!" temasıyla yola çıkıyor. 36 ülke ve 120 yönetmenden toplam 111 filmi İstanbul’a getiriyor! Türkiye ve dünyanın içinden geçtiği karanlık zamanlara rağmen hayatın farklı renkler, sesler ve hikâyelerle var olduğunu gösteren, kanıtlayan bakışların ve hayatların peşine düşüyor ve izleyicileri filmlerde, müzik etkinliklerinde ve sohbetlerde bir araya getirip ilham vermeye devam ediyor.

!f İstanbul'un 2018 programı: ifistanbul.com'da yayında.

82



12 Şubat 2015'te İstanbul'dan yolculuğuna başlayacak olan !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali için Alkan Avcıoğlu'ndan 20 Öneri: Kalbiniz Yerindeyse Bu 20 Filmi Kaçırmayın :)

(30 Ocak 2015 - BirGün)



42 ülke­den 115 filmin göster­ileceği 14. !f İstan­bu­l­U­lus­lararası Bağımsız Film­ler Fes­ti­vali’nin bilet­leri bugün satışa çıkıyor. Kalbiniz y­erindeyse, aşağıdaki 20 filmi kaçırmayın.

Olağanüstü bir görsel dille ve de adeta bir Saul Leiter fotoğrafının gücü ve dinginliğiyle tar­i­hten bir kesit sunan film, bellek­lerde uzun süre yer ede­cek kadar etk­i­leyici. 



2000’lerin en yetenekli yönet­men­lerinden biri olan Sergei Loznitsa’nın Ukrayna de­vri­m­ini an­la­tan belge­seli sadece fes­ti­valin değil yılın en önemli film­lerinden biri.

Amerikalı eleştir­men­lerin büyük beğenisini kazanan film, taze ve ezber bozan mizahıyla ışıldıyor. Justin Simien’in yönettiği ‘Sevgili Beyaz Irk’, ırkçılığa ve poli­tik doğru­culuğa dair adeta bir anti klişe timi görevi üstleniyor.

Derek Jar­man’ın pek az insanın görme şansına eriştiği, 1984 tar­ihli gece kulübü filmi ‘Ben­imle Dans Eder Misin?’ bu seneki pro­gramın zirvelerinden biri.

Sun­dance Film Fes­ti­vali’nden ayağının tozuyla !F’e gelen film, Kanadalı yönet­men Guy Maddin’in son harikası. Ses­siz film­lere saygı duruşunda bu­lu­nan ‘Yasaklı Oda’ pro­gramın kaçırılma­ması gereken film­lerinden.



Cannes’da göster­ildiğinden bu yana diller­den düşmeyen film­ler­den biri ‘Ka­bile’. Bu seneki fes­ti­valin eşsiz sinema deney­im­lerinden birine hazır olun.

Yakın dönem sinema tar­i­hinin en önemli belge­sel­lerinden biri olan ‘Öldürme Eylemi’nin bir nevi tamam­layıcısı sayıla­bile­cek ‘Ses­si­zliğin Bakışı’ şüph­e­siz ki sıkı fes­ti­val takipçilerinin pro­gramda en mer­akla bek­lediği film.

Biraz fazla fiyakalı ve ken­dini beğenmiş dere­cede stilize olsa da Stu­art Mur­doch’ın filmi, Belle & Se­bas­t­ian grubunun hayran­ları için kaçırılma­ması gereken bir müzikal.

Ramin Bahrani günümüz Amerikan sine­masının en kıymetli yönet­men­lerinden biri. ‘99 Ev’ “Amerikan Rüyası”nın foyasını mey­dana çıkaran neo-re­al­ist fil­mo­grafisinin son halkası.

Eğer fes­ti­valde sadece bir filme gide­cek­s­eniz ‘Gece­ciler’i ter­cih edin. Eğer fes­ti­valde sadece iki filme gide­cek­s­eniz ‘Gece­ciler’i bir daha iz­leyin. “Günümüzün Gazap Üzümleri” olarak nam salan bu belge­seli kaçırmak büyük hata olur.

Toronto Film Fes­ti­vali’nin Gece­yarısı Çılgınlığı bölümünün şampiy­onu ‘Aylak Vam­pir­ler’in yılın en çılgın kome­disi olduğu ku­lak­tan kulağa yayılıyor.



Ira Sachs’ın gerçekçi, etk­i­leyici ve yürek parçalayan filmi bu seneki fes­ti­valin iz­leyici fa­vo­rilerinden birine dönüşebilir.

Bu toprak­lar­dan kolay kolay çıkmay­a­cak kadar taze bir mizaha sahip ve ken­dini mese­le­sine adamış bir film. Mizah demişken, bu filmin kafası öyle böyle değil. Sa­londa gülmek­ten koltuk­larından düşen kal­a­balık bir iz­leyici ile bir­likte izlen­mesi özel­likle tavsiye ol­unur.

'Yaratık'ın (Alien) un­utul­maz tasarımlarına imza atan sürre­al­ist ressam H.R. Giger'ın hayatına ve yaratıcı evre­nine odak­lanan bu belge­sel, özel­likle sanatçının hayran­ları için kaçırılmaz bir fırsat.

Hazine avcısı bir sine­fils­eniz bu film ilk bilet ala­cak­larınızdan olsun. Alışılmamış dere­cede özgün olan film görsel an­lamda da çok güçlü.

En hit film­lere bilet­lerinizi almak için başkaları kadar can at­mayan­lar­dansanız ve film fes­ti­val­lerinde sabrın en büyük mükafatı ge­tirdiğini biliy­or­sanız, doğru adrese gel­di­niz. Pedro Costa’nın filmine hiç düşünmeden bir bilet alın. 



Sadece hafızalara kazınan müzik kul­lanımı için bile izlen­meyi hak eden film, kendine özgü bir ritim yakala­yarak taviz­siz ve bellek­lere yapışan bir at­mos­fer kur­mayı başarmasıyla da il­giyi hak ediyor.

Sinema tar­i­hinin en ben­z­er­siz yönet­men­lerinden biri olan Sergei Para­janov’un başyapıtı ‘Narın Rengi’ni perd­ede izleme fırsatını kaçırmayı düşünmüyor­sunuz değil mi?

1960’lar ve 1970’ler Yeşilçam’ının Hol­ly­wood’u ayağımıza ge­tiren bir hayli fan­tastik bir yüzünü an­la­tan bu belge­sel, arşiv görüntüleri ve röpor­ta­jlarıyla bu seneki fes­ti­valin en eğlenceli ter­cih­lerinden biri.

Ay­lardır sine­ma­sev­er­lerin kulağına çalınan ve mer­ak­larını kabar­tan Ale­jan­dro González Iñárritu’nun son filmi, Oscar ar­ifesinde kuşkusuz ki fes­ti­valin bu seneki gözdesi.