71


Orjinal Adı: Life Of Pi
Türkçe Adı: Pi'nin Yaşamı
Yönetmen: Ang Lee
Senaryo: Yann Martel, David Magee
Oyuncular: Suraj Sharma, Irrfan Khan

Konu: Genç bir Hintlinin, ailesiyle bindiği gemi okyanusta fırtınada batınca, vahşi bir Bengal kaplanıyla aynı kayıkta yaptığı olağandışı yolculuk.
Ödülleri: 

2013 Akademi Ödülleri: En İyi Yönetmen, En İyi Görüntü, En İyi Film Müziği, En İyi Görsel Efekt,
2013 Altın Küre Ödülleri: En Özgün Film Müziği,
2013 BAFTA Ödülleri: En İyi Görüntü, En İyi Görsel Efekt


Aşağıdaki kısa notlarım filme dair fazlasıyla bilgi içerir. Filmi izlemeyenler için pek faydalı olmaz :)


** Film, Kanadalı yazar Yann Martel'in 2001'de yayımlanan ve pek çok ödül kazanan fantastik macera romanı Life Of Pi'den uyarlama.

** Sinematografi muhteşem ama senaryo fazlasıyla zayıf. İnanç ile ilgili metin kuvvetli değil. Yani inançsız birini hikayenin sonunda inançlı birine dönüştüreceği umudunu veriyor film başlarda. Ama hikayenin sonunda inançsızlık inanca dönüşmüyor çünkü hikaye kısmı zayıf. Yine de başlardaki dinler ile ilgili kısımlar eğlenceliydi.


** Büyük bölümü denizin ortasındaki bir sandalda geçiyor ve açık alanda klostrofobik bir etki bırakıyor.

** Bengal Kaplanı Richard Parker, filmde ilk kez görünmesinden itibaren asla evcilleşmeyeceğinin işaretini veriyor. Ölüm kalım savaşı veren Pi ve Richard Parker arasında "benzersiz" bir dostluk kurulacağı beklentisini seyirci ister istemez yaşıyor ama bu beklenti asla gerçekleşmiyor. Ki son ayrılış noktalarında Richard Parker ormana doğru giderken bir kez bile dönüp bakmıyor Pi'ye.. Ve verilmek istenen mesaj hiç yolundan şaşmamış oluyor. Vahşi hayvanlar bizim gibi düşünmezler!

** Görsel efektlerin tamamı kusursuz.. Özellikle dijital bir harika olan Richard Parker, perdede ilk görünüşünden itibaren neredeyse bir an bile gerçek olmadığını seyirciye hissettirmiyor.

** Filmin büyük bir kısmına ev sahipliği yapan Büyük Okyanus, Tayvan'daki 70 metre uzunluğunda, 30 metre eninde ve 4 metre derinliğindeki dünyanın en büyük su tankındaki çekimler sayesinde son derece gerçekçi bir tasvirle karşımızda.

** Suraj Sharma'nın ilk oyunculuk deneyimi ve yüzmeyi de sette öğrenmiş :)

** Yann Martel, Pi'nin yaşamı ile Man Booker Prize'ı kazandıktan sonra, eserinin Brezilyalı yazar Moacyr Scliar'ın Max and the Cats adlı kısa romanından çalıntı olduğuna dair suçlanmıştı. Martel bu kısa romandan haberdar olduğunu saklamıyordu ama romanı okumamıştı. Scliar'ın romanı; bir Yahudi ailesinin sahip olduğu hayvanat bahçesi ile birlikte soykırımdan kaçmaya çalışırken Atlantik Okyanusu'nda deniz kazası geçirmesini ve oğullarının bir jaguarla kurtulup aynı sandalı paylamşmasını anlatıyormu. Scliar, Martel ile bu konuyu konuştuktan sonra sorun çıkarmamış, Martel de kitabının bir yerinde ona ilham kaynağı olduğu için ithafta bulunmuş. Açıkçası ben bu kadar konu benzerliğini ilginç buluyorum ve o kısa romanı okumamış olduğuna çok da inanamıyorum :)

** Kaplanın adı; Edgar Allan Poe'nun yazdığı tek roman olan 'Arthur Gordon Pym'nin Öyküsü'ndeki asi denizci Richard Parker'dan esinlenilmiş.

** Filmde de göreceğiniz gibi okyanusun kendine ait ruh halleri var! Bazen bir canavara dönüşüyor bazen de bir aynaya. Hem bir katil hem de hayat kurtarıcı olabiliyor.

** Film; sonunda bambaşka bir güzelliğe büründü benim için.. Meğer bütün bir film boyunca bir masala inanmışız.. Öznel sahne izlemişiz hep.. Pi'nin beyninin içindeki görüntülerde gezdirmiş yönetmen bizi.. Oysa hikaye ne kadar da karanlıkmış.. Oysa biz bu hikayeyi son derece ışıltılı bir masal güzelliğinde izlemişiz.. Pi'nin ailesini kaybedişine ve denizde yüzlerce gün tek başına kalışına, beyninde nasıl bir masal üreterek katlandığını izlemişiz meğer.. 


** FİLMDEN SEVDİĞİM REPLİKLER

"- Bizler tek tanrı yerine, yüzlerce tanrıya karşı kendimizi günahkar hissederiz. Hindu dininde 33 milyon tanrı vardır."


"- Birileri bize öğretmediği sürece hiç birimiz tanrıyı bilmez." 


"- Efsanelerin ve tatlı yalanların sizi kandırmasına izin vermeyin çocuklar. Din karanlıktır."


"- Üç dine birden aynı anda inanamazsın Piscine.
 - Niye ki?
 - Çünkü aynı anda her şeye inanmak, hiçbir şeye inanmamakla aynı şeydir."


"- Hala kendi yolunu arıyor.
 - Yönü olmazsa, bu yolu nasıl bulacak?"


"- İnanç çok odalı bir evdir. Ama şüpheye odası yoktur.
 - Şüphe yararlıdır. İnancı canlı tutar. Sonuçta test edilmeden inancının gücünü bilemezsin."


"- Elimde tutunabileceğim sadece kelimeler kaldı. Her şey bir birine karıştı, küçük parçalara ayrıldı. Artık gündüz hayallerini, gece rüyalarını gerçeklerden ayıramıyorum."



0 yorum:

Yorum Gönderme