!f etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
!f etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

903

SERÇELER / SPARROWS - Rúnar Rúnarsson (2015)

Orjinal Adı: Þrestir
Türkçe Adı: Serçeler
Yönetmen: Rúnar Rúnarsson
Senaryo:
Rúnar Rúnarsson
Oyuncular: Atlı Óskar Fjalarsson, Ingvar E. Sigurdsson
Yapım Yılı: 2015
Ülke: İzlanda, Danimarka
Süre: 99 dk.


Büyüme konusuna Kuzeyin nefis manzarası eşliğinde şiirsel bir bakış.

Konu:
Serçeler’in açılış sahnesinde ilk gördüğümüz şey filme ismini veren kuşlar değil, kilise korosunda şarkı söyleyen melek yüzlü, tiz sesli bir genç. Ari 16 yaşındadır, Reykjavik’te annesiyle yaşamaktadır. Bir gün aniden babası Gunnar’ın yanına, Westfjords’a gönderilir. Bundan sonrası babasıyla ilişkilerini yeniden gözden geçirmeleriyle, değişen manzara ve farklılaşan çevresi karşısında hissettiği yalnızlıkla ilgilidir. Bir önceki filmi Volkan’ın izinden giden Rúnar Rúnarsson, kırılgan ama bir o kadar da büyüleyici bir büyüme hikâyesiyle karşımızda. Rúnarsson’un önceki filmindeki sıcak gözlemci tavrı, arka planda nefis İzlanda manzarasının yer aldığı düşsel görüntülerle ve Sigur Rós’tan Kjartan Sveinsson’un hipnotik müzikleriyle destekleniyor. Masumiyetin kayboluşu, insanın doğa karşısındaki hali, erkekliğin kodları ve büyümenin sancıları en hüzünlü halleriyle karşımızda.


Fragman:

“Çocuklardaki yalnızlık ve kafa karışıklığıyla hepimiz bağ kurabiliriz. Acı, kızgınlık ve aşk gibi pek çok duygunun ilk defa hissedildiği dönemdir çocukluk.” -Rúnar Rúnarsson-

902

SADECE JİM / JUST JIM - Craig Roberts (2015)

Orjinal Adı: Just Jim
Türkçe Adı: Sadece Jim
Yönetmen: Craig Roberts
Senaryo:
Craig Roberts
Oyuncular: Emile Hirsch, Craig Roberts
Yapım Yılı: 2015
Ülke: İngiltere
Süre: 84 dk.


Richard Ayoade’nin Submarine’inin (2010) kült oyuncusu Craig Roberts’ın ilk yönetmenlik denemesi.

Konu: Evet, Galler’deyiz. Jim sönük bir lise öğrencisidir. Tek arkadaşı Michael onu daha cool arkadaşları için satmıştır. Âşık olduğunu sandığı kız onun ismini dahi bilmemektedir. Köpeği de kaçıp, kaybolduğunda Jim’in kimsesi kalmamıştır artık. Ta ki Jim’in tam zıttı, yakışıklı ve cool Amerikalı Dean okula adım atıp onun en yakın arkadaşı olana kadar. Dean, Jim’e aynı zamanda popüler olmanın sırlarını öğretecektir. Tabii her şeyin bir bedeli vardır, popülerlik, karanlık sırlar falan, hayat bunlara değecek midir diye sorgulamaya başlar bir yandan Jim. Richard Ayoade’nin Submarine filminden tanıdığımız kült oyuncu Craig Roberts bu ilk yönetmenlik denemesinde bizi kara komedinin, gerçeküstü tonların arasında bir yere götürüyor. Sadece Jim, Roberts’ın sadece iyi bir oyuncu olmadığını, aynı zamanda gelecek vaat eden bir yönetmen olabileceğini de kanıtlıyor.

Fragman:



“Konformist büyük bir ilham kaynağıydı, bilhassa ışık kullanımı konusunda. Jim’in bu nihilist kasabada sıkışmış olmasını ve insanlara yokmuş gibi gözükmesini istedim.” -Craig Roberts-

901


Benim de artık 15. !f ‎İstanbul Bağımsız Film Festivali‬ açılışı yapma vaktim geldi..
Dersimi çalıştım ve bugün 3 filmle başlıyorum.
‪Just Jim‬ 

292

14. !F Uluslararası Bağımsız Filmler Festivalinden izleyeceğimiz ilk Film:

Orjinal Adı: The One I Love
Türkçe Adı: Tek Aşkım
Yönetmen
: Charlie McDowwel
Senaryo: Justin Lader
Oyuncular: Mark Duplass, Elisabeth Moss
Ülke: ABD
Yıl: 2014
Süre: 91 dakika


Festivaller:
2014 Sundance, Seattle
2015 İstanbul



“Mutlu olmamız çok kolaydı… Şimdi, tekrar yaratmamız gereken bir şeye dönüştü,” -filmden-


Konu:
Her şey olacağına varır demenin en acayip yolu.
Rayından çıkan bir romantik komedi. Kesin çözümün yolunu bulmuş bir evlilik terapisti. “İyi günde ve kötü günde” sözüne sonuna kadar inanmış bir evlilik; ta ki öteyi görene kadar! Çiftler, evlilikler ve ilişkiler hakkında yapılabilecek her türlü filmi gördüğümüzü düşündüğümüz anda karşımıza çıkan bir yenisi. Tek Aşkım, her türlü yıkım veya telafi, en güzel aldanış veya en sert gerçeklik üzerine söylenebilecek yeni bir şey kalmadığını sananları yanıltıyor. Filmin bir yerinde Ethan, "Kim Korkar Virginia Woolf’tan?" filminin alternatif, tuhaf bir boyutunda gibi olduklarını söylüyor. Yorumun epey ince ve isabetli olduğunu görüyoruz.



Etkinlik Bilgileri:
Tarih: 24 - 30 Nisan 2015 haftası
Saat: 21:45
Yer: Korupark - Başka Sinema

120




14. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali 12 Şubat’ta İstanbul’da başlıyor.. 42 ülkeden 115 filmin gösterileceği Festival, 12-22 Şubat tarihleri arasında İstanbullulara yine harika günler yaşatacak.. 


** Festival filmlerinden Alkan Avcıoğlu'nun 20 önerisi: Kalbiniz Yerindeyse Bu 20 Filmi Kaçırmayın




** Festival filmlerinden bizimkilerin getirdiği 6 film: Fabula Films 6 Bağımsız Filmi


!f’ten “Süpriz Film”
Digiturk Galaları’nın en merak uyandıran filmi ise, adı ve konusu açıklanmayan “Sürpriz Film”! Şoke edici ve ürkütücü olacağı garantili filmin yurt dışındaki gösterimlerinde salonlar boşalmış, insanlar bayılmamak için yarısında kaçmıştı. Kurbanın kim olduğu sürekli değişen film, “Uzun yıllardır evdeki korku, perdeye bu kadar şoke edici bir şekilde yansıtılmamıştı; karakterleri gibi bu evden kaçmak isteyeceksiniz” sözleriyle tanıtılıyor.


!f İstanbul 2015'in tanıtım filmi de harika olmuş:




111

14. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivalinde, yeni çalıştıkları firma olan "fabula films" adına kardeşim ve gizmonun seçerek aldığı 6 adet film var.. bir şekilde zaman yaratıp gitmeliyim..




Life Itself / Hayatın Ta Kendisi
Yönetmen: Steve James
ABD - 2014 - 118'
IMDB puanı: 8.0, Metascore puanı: 87
14 Şubat 2015 19:00 Cinemaximum Fitaş Salon 1
15 Şubat 2015 22:00 Cinemaximum Kanyon



“Pek çoğumuz blog yazmayı tercih etti, ben gerek duydum.” Roger Ebert

Her zaman filmi yapan hayat değildir. Bazen film hayatı yapar.
Altmışlarda ve yetmişlerde, yani pek çok kişi için sinemanın altın çağında, Roger Ebert sinema aşkını ve yazma tutkusunu birleştiren ilk sinema yazarlarından oldu. Tam 46 yıl tahtını korudu. Stüdyoların önce destek olduğu, sonra nefret ettiği ve nihayetinde alenen korktuğu bütün mesleki aşamalardan geçti. Bir dönem yorumlarının etkisi öyle arttı ki, en büyük rakibi ve arkadaşı Gene Siskel ile birlikte yaptığı ateşli televizyon programı neredeyse filmlerin başarısını belirler oldu. Mesela bilir miydiniz Martin Scorsese’nin ilk Ebert tarafından keşfedildiğini? Ya da Werner Herzog’un kariyerinde sadece tek filmi birisine, “sinemanın askeri” Ebert’e adadığını? Ebert popülistti, anaakımı bağrına bastı, Chicago Sun Times’ın emektarı olmaktan gurur duydu, sinemanın nasıl olması gerektiğiyle ilgili ideolojik tartışmalara hiç takılmadı. Sinemayı ve filmler üzerine konuşmayı çok sevdi. Sesini kansere yitirdiğinde, blogu sayesinde hiç konuşmadığı kadar konuştu. Yazamayıncaya kadar yazdı.

Festivaller
2014 Cannes, Chicago, Sundance

Trailer:





*********************************************************


The Dark Horse / Kayıp Şampiyon
Yönetmen: James Napier Robertson
Yeni Zelanda - 2014 - 124'
IMDB puanı: 8.7

13 Şubat 2015 21:30 Cinemaximum Fitaş Salon 1
15 Şubat 2015 13:00 Cinemaximum Budak
17 Şubat 2015 22:00 Cinemaximum Kanyon




Cesaret bulaşıcıdır.
Kendisini yıllar içinde fiziksel bakımdan iyiden iyiye çökerten bipolar bozuklukla boğuşan, eski yerel satranç şampiyonu Genesis Potini (!f 2004’te gösterilen Balinanın Sırtında ile hatırladığımız Cliff Curtis), kardeşi Ariki’nin denetiminde psikiyatri kliniğinden salıverilmiştir. Suçla ve çetelerle haşır neşir Ariki ve oğlu Mana’nın yaşadığı evden uzaklaşıp, gerçek hayata geri dönmek isteyen Gen bir gün kendisine benzer sorunlu geçmişleri olan çocukların bulunduğu bir satranç kulübünün varlığından haberdar olur. Bir anda bu birbiriyle uyumsuz görünen gruptan etkilenen Gen, onları Ulusal Satranç Şampiyonası’na hazırlamaya karar verir. James Napier Robertson, gerçek bir olaydan esinlenerek yazdığı senaryosuyla, duygu sömürüsüne açık bu çetrefilli konuyu kolaya kaçmadan kotarıyor. Kayıp Şampiyon, yaşanılan güçlüklere rağmen devam etme isteğinin, ayağa kalkmanın samimi ve gerçekçi detaylarla dolu anlatımı aslında.

Festivaller
2014 Toronto


Trailer:





*********************************************************


The One I Love / Tek Aşkım
Yönetmen: Charlie McDowwel
ABD - 2014 - 91'

IMDB puanı: 7.1, Metascore puanı: 66
14 Şubat 2015 19:30 Cinemaximum Fitaş Salon 4
18 Şubat 2015 22:00 Cinemaximum Budak
21 Şubat 2015 19:30 Cinemaximum Kanyon


“Mutlu olmamız çok kolaydı… Şimdi, tekrar yaratmamız gereken bir şeye dönüştü,” (Filmden)

Her şey olacağına varır demenin en acayip yolu.
Rayından çıkan bir romantik komedi. Kesin çözümün yolunu bulmuş bir evlilik terapisti. “İyi günde ve kötü günde” sözüne sonuna kadar inanmış bir evlilik; ta ki öteyi görene kadar! Çiftler, evlilikler ve ilişkiler hakkında yapılabilecek her türlü filmi gördüğümüzü düşündüğümüz anda karşımıza çıkan bir yenisi. Tek Aşkım, her türlü yıkım veya telafi, en güzel aldanış veya en sert gerçeklik üzerine söylenebilecek yeni bir şey kalmadığını sananları yanıltıyor. Filmin bir yerinde Ethan, "Kim Korkar Virginia Woolf’tan?" filminin alternatif, tuhaf bir boyutunda gibi olduklarını söylüyor. Yorumun epey ince ve isabetli olduğunu görüyoruz.

Festivaller
2014 Sundance, Seattle


Trailer:




*********************************************************



X + Y
Yönetmen: Morgan Matthews
Birleşik Krallık - 2014 - 111'
IMDB puanı: 7.4

12 Şubat 2015 19:00 Cinemaximum Fitaş Salon 4
14 Şubat 2015 22:00 Cinemaximum Kanyon
22 Şubat 2015 13:00 Cinemaximum Budak


“Bazen onun için gerçek dünyada olmak acı verici.” Morgan Matthews (Yönetmen)


Genç bir matematik dehasının, mantığının alamadığı tek şeyle -aşkla- karşılaşmasının hikayesi.
Etrafıyla iletişim kurmakta zorlanan Nathan, kendi küçük dünyasına çekilmiştir. Bütün tesellisini rakamların ve matematiğin dünyasında bulan Nathan, annesi Julie de dahil olmak üzere kendisine yakın herkesi kendinden uzaklaştırmaktadır. Sıra dışı matematik öğretmeni Humphreys’in de desteğiyle kendisini Tayvan’da yapılacak olan Uluslararası Matematik Olimpiyatları’na İngiliz takımının bir parçası olarak hazırlanırken bulur. Nathan, bu süreçte büyümenin zorlukları ve aşkın tuhaflıklarıyla da karşılaşacaktır. X+Y bildiğimiz matematik filmlerinden oldukça farklı. Morgan Matthews gerçek bir olaydan esinlenerek ortaya çıkardığı bu duygusal hikayede karakterlerine mesafeli ve onları istismar etmeyen bir yaklaşım benimsiyor. Bu bakımdan film, detaylı ve incelikli arkaplanıyla dikkat çekiyor. İlk aşkın karmaşıklığı, büyümek ve mahremiyetle başa çıkmak üzerine hayat dolu bu nefis ilk film sizi kalbinizden yakalamayı başaracak.

Festivaller
2014 London, Rome, Toronto

Trailer:





*********************************************************




Starry Eyes / Şeytanın Gözleri
Yönetmen
: Kevin Kolsch, Dennis Widmyer
ABD - 2014 - 98'

IMDB puanı: 6.1, Metascore puanı: 49
17 Şubat 2015 19:30 Cinemaximum Budak 
21 Şubat 2015 23:59 Cinemaximum Fitaş Salon 1



“Kesinlikle erken dönem Cronenberg ve tabii ki Zulawaski'nin Saplantı'sından etkilenmiştik.” Dennis Widmyer (Yönetmen)


Şöhretin bedeli nedir?
Sarah Walker Hollywood'da ilk büyük rolünü alabilmek için her şeyi yapmaya hazır, kararlı bir oyuncudur. Birçok sonuçsuz provadan ve sonu olmayan günlük işlerden sonra Astraus Pictures'dan gelen telefonla sanki o büyük role geçme ânı gelmiştir Sarah için. Tuhaf geçen provalardan sonra Sarah, efsanevi prodüksiyon şirketinin yeni projesinde başrole layık görülmüştür. Bundan sonra film hem Sarah'yı hem de seyirciyi Hollywood'un karanlık yüzünün başrolde olduğu, sinema dünyası hakkında başka bir filmle baş başa bırakır. Şeytanın Gözleri, Rosemary'nin Bebeği ve Gözü Tamamen Kapalı arasındaki atmosferiyle dikkat çeken rahatsız edici bir paranoya hikayesi. Kevin Kolsch ve Dennis Widmyer, 80'ler korku sinemasını akla getiren bu filmleriyle okültün, saplantının, tutsaklığın her an her yerden çıkabildiği muazzam bir sinema dünyası taşlaması ortaya koyuyor ve senenin en çok dikkat çeken korkularından birine imza atıyorlar.

Festivaller
2014 SXSW


Trailer:




*********************************************************

                Surprise Film / Sürpriz Film






Korku mu eve gelir yoksa ev mi korkuyu üretir? Uzun yıllardır evdeki korku perdeye bu kadar şok edici bir şekilde yansıtılmamıştı. Karakterleri gibi bu evden kaçmak isteyeceksiniz. Yurt dışındaki gösterimlerinde salonları boşaltan, bayılmamak için kaçan insanlar gibi. Kurbanın kim olduğu sürekli değişecek. Üstelik bu oyunda kumandayı eline alıp geriye saramayacaklar. İyisi mi gözlerinizi kapatın.

15 Şubat 2015 19:30 Cinemaximum Kanyon
16 Şubat 2015 19:30 Cinemaximum Fitaş Salon 1
20 Şubat 2015 22:00 Cinemaximum Kanyon


82



12 Şubat 2015'te İstanbul'dan yolculuğuna başlayacak olan !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali için Alkan Avcıoğlu'ndan 20 Öneri: Kalbiniz Yerindeyse Bu 20 Filmi Kaçırmayın :)

(30 Ocak 2015 - BirGün)



42 ülke­den 115 filmin göster­ileceği 14. !f İstan­bu­l­U­lus­lararası Bağımsız Film­ler Fes­ti­vali’nin bilet­leri bugün satışa çıkıyor. Kalbiniz y­erindeyse, aşağıdaki 20 filmi kaçırmayın.

Olağanüstü bir görsel dille ve de adeta bir Saul Leiter fotoğrafının gücü ve dinginliğiyle tar­i­hten bir kesit sunan film, bellek­lerde uzun süre yer ede­cek kadar etk­i­leyici. 



2000’lerin en yetenekli yönet­men­lerinden biri olan Sergei Loznitsa’nın Ukrayna de­vri­m­ini an­la­tan belge­seli sadece fes­ti­valin değil yılın en önemli film­lerinden biri.

Amerikalı eleştir­men­lerin büyük beğenisini kazanan film, taze ve ezber bozan mizahıyla ışıldıyor. Justin Simien’in yönettiği ‘Sevgili Beyaz Irk’, ırkçılığa ve poli­tik doğru­culuğa dair adeta bir anti klişe timi görevi üstleniyor.

Derek Jar­man’ın pek az insanın görme şansına eriştiği, 1984 tar­ihli gece kulübü filmi ‘Ben­imle Dans Eder Misin?’ bu seneki pro­gramın zirvelerinden biri.

Sun­dance Film Fes­ti­vali’nden ayağının tozuyla !F’e gelen film, Kanadalı yönet­men Guy Maddin’in son harikası. Ses­siz film­lere saygı duruşunda bu­lu­nan ‘Yasaklı Oda’ pro­gramın kaçırılma­ması gereken film­lerinden.



Cannes’da göster­ildiğinden bu yana diller­den düşmeyen film­ler­den biri ‘Ka­bile’. Bu seneki fes­ti­valin eşsiz sinema deney­im­lerinden birine hazır olun.

Yakın dönem sinema tar­i­hinin en önemli belge­sel­lerinden biri olan ‘Öldürme Eylemi’nin bir nevi tamam­layıcısı sayıla­bile­cek ‘Ses­si­zliğin Bakışı’ şüph­e­siz ki sıkı fes­ti­val takipçilerinin pro­gramda en mer­akla bek­lediği film.

Biraz fazla fiyakalı ve ken­dini beğenmiş dere­cede stilize olsa da Stu­art Mur­doch’ın filmi, Belle & Se­bas­t­ian grubunun hayran­ları için kaçırılma­ması gereken bir müzikal.

Ramin Bahrani günümüz Amerikan sine­masının en kıymetli yönet­men­lerinden biri. ‘99 Ev’ “Amerikan Rüyası”nın foyasını mey­dana çıkaran neo-re­al­ist fil­mo­grafisinin son halkası.

Eğer fes­ti­valde sadece bir filme gide­cek­s­eniz ‘Gece­ciler’i ter­cih edin. Eğer fes­ti­valde sadece iki filme gide­cek­s­eniz ‘Gece­ciler’i bir daha iz­leyin. “Günümüzün Gazap Üzümleri” olarak nam salan bu belge­seli kaçırmak büyük hata olur.

Toronto Film Fes­ti­vali’nin Gece­yarısı Çılgınlığı bölümünün şampiy­onu ‘Aylak Vam­pir­ler’in yılın en çılgın kome­disi olduğu ku­lak­tan kulağa yayılıyor.



Ira Sachs’ın gerçekçi, etk­i­leyici ve yürek parçalayan filmi bu seneki fes­ti­valin iz­leyici fa­vo­rilerinden birine dönüşebilir.

Bu toprak­lar­dan kolay kolay çıkmay­a­cak kadar taze bir mizaha sahip ve ken­dini mese­le­sine adamış bir film. Mizah demişken, bu filmin kafası öyle böyle değil. Sa­londa gülmek­ten koltuk­larından düşen kal­a­balık bir iz­leyici ile bir­likte izlen­mesi özel­likle tavsiye ol­unur.

'Yaratık'ın (Alien) un­utul­maz tasarımlarına imza atan sürre­al­ist ressam H.R. Giger'ın hayatına ve yaratıcı evre­nine odak­lanan bu belge­sel, özel­likle sanatçının hayran­ları için kaçırılmaz bir fırsat.

Hazine avcısı bir sine­fils­eniz bu film ilk bilet ala­cak­larınızdan olsun. Alışılmamış dere­cede özgün olan film görsel an­lamda da çok güçlü.

En hit film­lere bilet­lerinizi almak için başkaları kadar can at­mayan­lar­dansanız ve film fes­ti­val­lerinde sabrın en büyük mükafatı ge­tirdiğini biliy­or­sanız, doğru adrese gel­di­niz. Pedro Costa’nın filmine hiç düşünmeden bir bilet alın. 



Sadece hafızalara kazınan müzik kul­lanımı için bile izlen­meyi hak eden film, kendine özgü bir ritim yakala­yarak taviz­siz ve bellek­lere yapışan bir at­mos­fer kur­mayı başarmasıyla da il­giyi hak ediyor.

Sinema tar­i­hinin en ben­z­er­siz yönet­men­lerinden biri olan Sergei Para­janov’un başyapıtı ‘Narın Rengi’ni perd­ede izleme fırsatını kaçırmayı düşünmüyor­sunuz değil mi?

1960’lar ve 1970’ler Yeşilçam’ının Hol­ly­wood’u ayağımıza ge­tiren bir hayli fan­tastik bir yüzünü an­la­tan bu belge­sel, arşiv görüntüleri ve röpor­ta­jlarıyla bu seneki fes­ti­valin en eğlenceli ter­cih­lerinden biri.

Ay­lardır sine­ma­sev­er­lerin kulağına çalınan ve mer­ak­larını kabar­tan Ale­jan­dro González Iñárritu’nun son filmi, Oscar ar­ifesinde kuşkusuz ki fes­ti­valin bu seneki gözdesi.