Tabutmag etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tabutmag etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16

tabutmag 4.sayı : Bu sayının dosya konusu seri katiller ve psikolojileri.. 

Anlık bir öfke ile katile dönüşen insanlar değil de seri katiller her zaman ilgimi çekmişti.. beyinlerinin nasıl çalıştığını, neler düşündüklerini ve psikolojilerini anlamaya çalışmak.. imkansız elbette ama incelemek de hoşuma gidiyor.

Dergideki seri katillerden beni en hayrete dönüştüren Macaristan asıllı seri katil Elizabeth Bathory oldu. Bathory, kendinden "Kanlı Kontes" olarak bahsettirmiştir. Kocası öldükten sonra büyücülükle uğraşmaya başlamıştır. At ve türevleri hayvanların kurban edildiği ayinlere de katıldığı söylenmektedir. 40 yaşına geldiğinde, yaşlanıp güzelliğini kaybedeceği telaşına düşen "Kanlı Kontes" bir gün hizmetkarı olan genç bir kızın saçlarını saçlarını tararken canını acıtması üzerine ona öyle bir tokat atmıştır ki, genç kızın yüzünden düşen bir damla kan Kontes'in eline düşmüştür. Kontes bu kanla, kızın gençliğini ve güzelliğini aldığını zannetmiş ve uşağına emir vererek kızın bütün kanını bir küvete doldurtup "kan banyosu" yapmıştır. Sonrasında iyice yoldan çıkan Kontes, 612 bakire kızı kaçırtıp, bu kızlara tepesinden asılı bir kafeste, işkence çektirmiş, kafesten akan kanlarla ise duş almıştır. 

612 !!!! inanılır gibi değil.. Şizofreni hastası olan Bathory'nin çocukluğuna baktığımız zaman, zaten normal olmamasını anlayabiliyor insan.. Bathory annesi ve babası olmadığı için amcasının evinde büyümüş ve amca da yenge de işkenceye düşkün insanlarmış. Hatta küçük kızın önünde bir adama işkence etmek için bir atı ikiye bölmüş ve adamı içine sokmuşlar ve atı tekrar dikmişler. O günden sonra Bathory, normal çocukların cesaret edemediği korktuğu oyunlara yönelmiş ve kişilik bozukluğu yüzünden de üzerine sıçrayan kanın onu güzelleştirdiğini düşünmüştür. 

Ne kadar farklı hayatlar var.. Şaşkınlıktan yorum bile yapamıyorum!

Böyle bir karakteri anlatan filmler mutlaka yapılmıştır diye bir araştırmaya giriştim de.. Puanları düşük ama aşağıdaki filmleri bulup bir bakmalı..


1. The Countess - Julie Delpy (2009)

2. Contes Immoraux - Walerian Borowczyk (1974)

3. Elizabeth Bathory - Elizabeth Nixon (2014)

4. Elizabeth Bathory - Sean Crotty (2008) (6 bölümlük bir dizi)


12


Mehmet, elinde beş tane dergi ile gelince hepimiz heyecanla dergilere sarıldık.. Telgraf, Yalnızlar Mektebi, Peyniraltı Edebiyatı ve Tabutmag ile yeni tanışan mutlu insanlara dönüştük cafede :)


Yeni tanıştığım bu dergilerden ilk olarak gözlerimi kapatıp rastgele bir sayfa açıyorum ve o sayfada ilk dikkatimi çeken kısacık alıntıları not ediyorum..

tabutmag 4.sayı : Abidin Dino'nun ölümünden bir gün önce yazdığı "Ölüm mü? Ne buluş" adlı şiiri ile açmışlar dergiyi..
"uyku dibinden tırman bakalım. 
kuyu ben'im, tırmanan, ben."


peyniraltı edebiyatı 20.sayı : 
“Çaba sarf etmek suçtur, çünkü her eylemle bir düş ölür.”
Peyniraltı Edebiyatı huzursuzlukla sunar: Fernando Pessoa.


"zaman akar, zaman geçer
zaman zindanın içinde."
- Enver Gökçe -


telgraf 2.sayı :
"Çay haysiyetli bir içecektir."
- Onur Ünlü -


telgraf 3.sayı :
"Gölgeye girenin gölgesi olmaz!"
- Neşet Ertaş -