34. İSTANBUL FİLM FESTİVALİ İÇİN 34 ÖNERİ
Alkan Avcıoğlu - Sinefilin Galaksi Rehberi - 27 Mart 2015 / BirGün
Tüm sinemaseverlerin iple çektiği an geldi. 04-19 Nisan 2015 tarihleri arasında düzenlenecek 34. İstanbul Film Festivali’nin biletleri yarın satışa çıkıyor.

45 Years / 45 Yıl : Bu sene Berlin Film Festivali’nin tartışmasız en iyi filmlerinden biriydi.
A Most Violent Year / En Şiddetli Sene: J.C. Chandor’dan taş gibi bir film. Kendi kuşağının en iyi görüntü yönetmenlerinden biri olan Bradford Young ise filmin en önemli artısı.
Kosac / Azrail : Festival programından hazineler çıkarmayı seviyorsanız, tercihinizi ‘Azrail’den yana kullanmaktan çekinmeyin.
B-Movie: Lust & Sound in West Berlin 1979-1989 / B Filmi: Batı Berlin’de Şehvet ve Müzik 1979-1989 : Sadece arşiv görüntüleri nedeniyle bile kaçırılmaması gerek.
Catch Me Daddy / Baba Beni Yakalasana : Oyunculuk performansları, boğucu ve güçlü atmosferiyle dikkat çeken bir film.
La Isla Minima / Bataklık : Bu seneki festivalin hazinelerinden biri. Yönetmeninin atmosfer yaratmaktaki maharetiyle dikkat çeken ‘Bataklık’, geçtiğimiz yılın en iyi İspanyol filmlerinden biriydi.
Im Keller / Bodrumda : Günümüzün en aykırı yönetmenlerinden biri Ulrich Seidl, bu belgesel ile köklerine geri dönüyor.
The Duke of Burgundy / Burgundy Dükü : Sadece festival programının değil yılın en iyi filmlerinden birisi.
From Caligari to Hitler: German Cinema in the Age of Masses / Caligari’den Hitler’e : Weimar dönemi Alman sinemasını mercek altına alan film, ilk filmi gibi sinefiller için bir hazine niteliğinde.
Urok / Ders : Margita Gosheva’nın performansıyla dikkat çeken ‘Ders’, son derece etkileyici bir ilk film.
La Voz En Off / Dış Ses : En son olarak ‘Bonsai’ ile bizi kendine hayran bırakan Christian Jimenez’in son filmi.
Eisenstein in Guanajuato / Eisenstein Meksika’da : Greenaway’in filmi, yönetmenin isminden beklediğimiz kadar sıradışı.
Réalité / Gerçeklik : Kült filmlere imza atan Quentin Dupieux bir kez daha festival programının açık ara en acayip filmiyle karşımızda.
Inherent Vice / Gizli Kusur : Festival sayesinde Paul Thomas Anderson’ın filmini perdede izleme şansına erişmişken bu fırsatı geri tepmek mümkün mü?
Güeros: Geçtiğimiz sene Berlin’de çıkan film, etkileyici yönetmenliği sayesinde festival takipçileri için bu uzun bekleyişe değecek.
H. : Bu alegorik bilimkurgu filmi, yüksek bütçe ve özel efektler yerine sizi düşündürtmek istiyor.
Jauja / Hayal Ülkesi : Lisandro Alonso toplu gösterimini ve de haliyle son filmi ‘Hayal Ülkesi’ni kaçırmayın.
Margarita, With A Straw / Hayatını Yaşa : İzleyici ilgisi ne düzeyde olur bilinmez ama bu film festival programındaki pek çok hit filmden rol çalabilecek potansiyele sahip.
Workingman’s Death / İşçinin Ölümü : Bazı seçkilerde 2000’lerin en iyi filmleri arasında gösterilen belgesel, pek çok sinemasever için hala kapalı bir kutu. İzlemek için bundan daha iyi bir fırsat olamaz.
Lost River / Kayıp Nehir : Ryan Gosling’in adı nedeniyle bu filme gidecekseniz yandınız. Ancak Lynch, Carpenter, Malick ve Gaspar Noe hayranıysanız doğru adrestesiniz.
Mariposa / Kelebek : Arjantinli yönetmen Marco Berger’in son filmi, ‘Rastlantının Böylesi’, ‘Kör Talih’, ‘Koş Lola Koş’ gibi filmlerle akraba.
Who’s Afraid of Virginia Woolf? / Kim Korkar Hain Kurttan? : Beyazperdenin bugüne kadar gördüğü en iyi tiyatro oyunu uyarlaması.
Bird People / Kuş İnsanlar : Tuhaf bir masal niteliğindeki film kusursuz olmasa da son derece etkileyici.
P’tit Quinquin / Küçük Serseri : Mini seri olarak çekildiğine aldanmayın bu tam anlamıyla bir Bruno Dumont filmi.
Il Gattopardo / Leopar : Sinema tarihinin en görkemli klasiklerinden birini perdede izlemediyseniz bu sene ilk biletinizi bu filme alın. İzlediyseniz, zaten bir daha izlemek isteyeceksiniz.
Court / Mahkeme : Bol ödüllü film, zeki anlatısıyla mahkeme filmi alt-türüne yeni bir soluk getiriyor.
It Follows / Peşimdeki Şeytan : Korku sineması tarihine adını altın harflerle kazıyacak bu filme gitmek için gerekirse tüm programlarınızı iptal edin.
Belye nochi pochtalona Alekseya Tryapitsyna / Postacının Beyaz Geceleri : Andrei Konchalovsky’nin filmi, sıkı festival takipçilerinin kesinlikle kaçırmaması gerekenlerin başında geliyor.
Lucifer / Şeytan : Dairesel “tondoskop” formatında çekilen sinema tarihindeki ilk film. Deneysel tarzıyla dikkat çeken yönetmen Gust Van Den Berghe’nin üçlemesinin son halkası.
National Gallery / Ulusal Müze : Londra’daki National Gallery’i sinema tarhinin en iyi belgeselcilerinden Frederick Wiseman’ın gözüyle izlemeyi kim istemez?
Virunga: Oscar adayı belgesel hakkında kulağımıza sadece iyi şeyler çalındı ve merak etmemek elde değil.
While We’re Young: Baumbach’ın bir kez daha senaryosuyla ışıldadığı film, yönetmenin bugüne kadarki en eğlenceli işlerinden biri.