779
Filmlerini heyecanla beklediğimiz ve zevkle izlediğimiz Fabula Films'ten Cafe 7.Oda'ya yılbaşı armağanları geldi.. Carol filminden harika karelerin süslediği kapakları kapatası gelmiyor insanın.. Çok teşekkürler.. Muhteşem filmlerle dolu bir yıl olsun WeAreFabula
778
En Yabancı Film: Çok fazla güzel film izlediğim bir yıl oldu aslında.. Ama en filmimi tereddütsüz seçiyorum: Carol.. Tek kelimeyle büyüleyiciydi.. Filmde beni en çok etkileyen sahne Carol’ın boşanma sahnesiydi. O sahnede Cate Blanchett’ın oyunculuğu kusursuz olmanın ötesindeydi. O elleri.. O ellerini masaya koyuşu.. İnsan resmen ürperiyor o sahnede.. Kadının kırılma anı ve “kendisini” seçtiği andı o.. Ve daha iyi anlatılamazdı.. Biz FilmEkimi’nde izledik ama Şubatta vizyona giriyor.. Yeniden sinemada keyfini çıkarmak için sabırsızlanıyorum.. (Metascore:95)
En Türk Filmi: Abluka.. Hiçbir politik karakter olmadan ve hatta konusu da politik olmadan nasıl bir “politik gerilim filmi” yapılır.. Cevabı bu filmde.. Paronaya bölümlerindeki ses kullanımı ve hatta bütün bir film boyunca ses kullanımı etkileyiciydi. Venedik Film Festivalinde Özel Jüri Ödülünü alması boşuna değil.. Kesinlikle değişik ve başarılı bir film.
En Dizi: Bu sene Game of Thrones dışında başka bir dizi daha keşfettim ve iki sezoununu da çok sevdim: True Dedective
En Kitap: Film Yönetmek Üzerine – David Mamet.. Bu kadar ince bir kitapta bu kadar çok şey nasıl anlatılır!! Bir çırpıda bitiriyorsunuz.. Defalarca okuyorsunuz.. Alt çizmeye kalkmayın her satırı çiziyorsunuz :)
En Dergi: Yeni bir dergiyle tanıştık bu yıl.. PsikeSinema ..
Meselesi anlatmak olan: Sinema.. Meselesi anlamak ve çözmek olan: Psikiyatri
En sevdiğim ikili :)
En Şarkı: Eski evet ama ben bu yıl keşfettim ne yapayım.. Duman – Öyle Dertli .. Bu yıl en çok sevdiğim şarkı oldu..
En Konser: Bu sene hiç konsere gidemedim :(
En Görsel: Yıllar sonra doğduğum topraklara gittim bu yıl iki kez.. Çifte vatandaşlık işlemlerini başlattık bir yandan.. Orada sanki hayat yavaşlatılmış gibi.. Ağır çekim bir film izliyormuşum gibiydi gözlerimin önünde akıp giden kent.. Sakin, yeşil, huzurlu.. Yukarıdaki fotoğraf gibi niceleri bu yıl görsellerim..
En Mekan: Bu yıl benim hayatımı ele geçiren ve elbette ikinci yuvamız olan Cafe 7.ODA :)
En Yiyecek/İçecek: Cafe 7.Oda’nın Mantısı :)
En Kötü Olay: 8 yıldır bizimle olan Bıcırımız öldü :(
En İyi Olay: Çok iyi olaylar var “en”im yok :)
En Koku: Bu yıl yeni bir koku ile tanışmadım.. Yıllardır olduğu gibi kadında hala Dior Addict zirvede..
En Koku: Bu yıl yeni bir koku ile tanışmadım.. Yıllardır olduğu gibi kadında hala Dior Addict zirvede..
En Cümle: İlaç ile zehir arasındaki fark, dozudur..
758
-neye bakıyorsun ki sen?
+güneşe.
-güneş işte, ne göreceksin ki?
+saadet'cim, senin hiç hayal gücün yok mu?
-senlen evlenmeden önce vardı fikri'cim. ama sonra hayal gücümün yerini dayanma gücü aldı, düşlerimin yerine de irademi koydum.
+yani hayal gücün zayıf, ama iraden güçlü öyle mi?
-heh, çok şükür ki türkçen fena değil.
+bence senin iraden güçlü değil saadet, tutkuların zayıf.”
Güneşin Oğlu - Onur Ünlü
+güneşe.
-güneş işte, ne göreceksin ki?
+saadet'cim, senin hiç hayal gücün yok mu?
-senlen evlenmeden önce vardı fikri'cim. ama sonra hayal gücümün yerini dayanma gücü aldı, düşlerimin yerine de irademi koydum.
+yani hayal gücün zayıf, ama iraden güçlü öyle mi?
-heh, çok şükür ki türkçen fena değil.
+bence senin iraden güçlü değil saadet, tutkuların zayıf.”
Güneşin Oğlu - Onur Ünlü
757
(Alkan Avcıoğlu - 18 Aralık 2015)
Yıl sonunun gelmesiyle birlikte Yılın En İyi Filmleri listeleri bir bir yayınlanırken biz bu hafta farklı bir liste hazırlayıp hak ettiği ilgiyi görmemiş filmlere odaklandık.

Sağımız solumuz yıl sonu listeleriyle, yılın en iyi filmleriyle dolu. Eleştirmenler ve izleyiciler kendi listelerini oluşturuyorlar. Bu tarz listelerin popüler tercihlerini her yerde görmeye başladık bile. Ancak her film gişede tozu dumana katan, ödülleri bir bir toplayan, yıl sonu listelerinde zirvelerde yer alan ‘Mad Max: Fury Road’ kadar şanslı değil.
Biz de bu hafta farklı bir şey yapıp bu filmlerin peşine düşelim dedik. 2015 yılında Türkiye'de vizyona girmiş filmler arasında gişede ilgi görmemiş, pek gürültü koparmamış ve hak ettiği kadar kendisinden bahsedilmemiş filmlerden bir derleme hazırladık. Listedeki filmler gişede 5.000 izleyicinin altında olan filmler. Ama bu filmlerin pek çoğu herhangi bir en iyiler listesinde rahatlıkla yer alabilecek filmler. Fakat bir şekilde bu filmlerin bazıları daha az izlendiği için, daha az bahsedildiği için “en iyiler” vitrinin arkalarında unutuluyor. Ne var ki hak ettiği ilgiyi görmemeleri, ne kadar iyi oldukları gerçeğini değiştirmiyor.
Ortaya çıkan sonuçsa oldukça ilginç. Liste, yurtdışında 30'un üzerinde ödül kazanmış belgesel The Look of Silence/Sessizliğin Bakışı, Altın Ayı ödüllü Jafar Panahi filmi Taxi/Taksi Tahran, Oscar adayı The Salt of the Earth/Toprağın Tuzu gibi filmlerden, OHA: Oflu Hoca'yı Aramak, Når Dyrene Drømmer/Hayvan Düşü, Cialo/Beden gibi sıradışı filmlere kadar uzanıyor.
45 Years/45 Yıl, The Duke of Burgundy/Burgonya Dükü, Jauja/Hayal Ülkesi, Mia Madre/Annem ve Phoenix/Yüzündeki Sır gibi eleştirmenlerin yıl sonu listelerinde kendine yer bulacak filmler; sessiz sedasız vizyona girip çıkan A Most Violent Year/En Şiddetli Sene, The Immigrant/Bir Zamanlar New York, Slow West / Sakin Batı gibi olağanüstü yönetmenliklere sahip filmler de hak ettiği ilgiyi görmeyenlerden.
Lost River/Kayıp Nehir, Plemya/Kabile gibi eleştirmenleri ikiye bölen filmler ve Paul Thomas Anderson, Noah Baumbach gibi iki önemli Amerikalı yönetmenin son filmleri Inherent Vice/Gizli Kusur ve While We’re Young da kıymeti tam bilinmeyen filmlerden.
Sadece birkaç ay önce dünya prömiyerini Toronto'da yapan Truth/Gizli Gerçek ve Freeheld/Aşka Özgürlük; Oscar adaylıklığı bulunan Mr. Turner/Bay Turner, hak ettiği Oscar adaylığını da göremeyen, eleştirmenlerin favorisi Force Majeure/Turist gibi filmler de şüphesiz daha fazla izleyiciyle buluşmayı hak ediyordu.
Listenin en özel filmi ise adaleti olan bir sinema dünyasında, genç tüm sinemaseverlerin izleyeceği ve ilham alabileceği Ahmet Uluçay belgeseli 'Tepecik Hayal Okulu’.

Tepecik Hayal Okulu
A Most Violent Year / En Şiddetli Sene
The Duke of Burgundy / Burgonya Dükü
Eden
Inherent Vice / Gizli Kusur
Lost River / Kayıp Nehir
The Look of Silence / Sessizliğin Bakışı
Love & Mercy / Aşk ve Merhamet
Plemya / Kabile
The Immigrant / Bir Zamanlar New York
The Salt of the Earth / Toprağın Tuzu
While We’re Young
Jauja / Hayal Ülkesi
Slow West / Sakin Batı
Force Majeure / Turist
OHA: Oflu Hoca'yı Aramak
Phoenix / Yüzündeki Sır
Taxi / Taksi Tahran
Freeheld / Aşka Özgürlük
Feher isten / Beyaz Tanrı
45 Years / 45 Yıl
Mia Madre / Annem
Når Dyrene Drømmer / Hayvan Düşü
Cialo / Beden
Truth / Gizli Gerçek
Mr. Turner / Bay Turner
(Alkan Avcıoğlu - Sinefilin Galaksi Rehberi / 18 Aralık 2015 / BirGün)
756
Bu akşamki "Sinemada Görme Biçimleri" dersinde konu Dostoyevski idi..
Tavsiye kitaplar:
Tavsiye kitaplar:
- Dostoyevski Poetikasının Sorunları - Mihail Bahtin
- Dostoyevski - Andre Gide
Sahne Gösterimi Yapılan Filmler:
- Karamazovi - Petr Zelenka
- Bratya Karamazovy - Kirill Lavrov, Ivan Pyryeva
- Bekleme Odası - Zeki Demirkubuz
- Üçüncü Sayfa - Zeki Demirkubuz
- Bulantı - Zeki Demirkubuz
- Bratya Karamazovy - Kirill Lavrov, Ivan Pyryeva
- Bekleme Odası - Zeki Demirkubuz
- Üçüncü Sayfa - Zeki Demirkubuz
- Bulantı - Zeki Demirkubuz
Notlar:
******* Diyaloji: Monologun tersi. İki kişinin konuşması da değil. Çoğul konuşan özneler arası iletişim. Çokdillilik.
******* Dostoyevskinin karakterleri bütünleşmemiş bir bilincin mahvoluşunu yaşarlar. Kendi evreninde sıkışıp kalıp mahvoluşa giderler. Yaşayanlar karakterler değil fikirlerdir.
******* Dostoyevskinin kitaplarında kahramanın dünyaya nasıl göründüğü önemli değildir. Dünyanın kahramana nasıl göründüğü önemlidir. Ya da kahramanın kendisine nasıl göründüğü önemlidir.
******* Dostoyevskinin kitaplarındaki aşklar da hep imkansızdır. İki kişi asla tam olarak birleşip bütünleşemezler.
******* Dostoyevski bir epilepsi hastasıdır. Ve önemli eserlerini hep büyük krizlerden sonra yazmıştır.
******* Dostoyevski eserlerinde hep bir Polonyalı karakter kullanır. Onları önce yüceltir. Ama sonra yerden yere vurur. Çünkü Dostoyevski Polonyalıları kibirli oldukları için sevmez.
******* Karamazov Kardeşler: Alyoşa başkarakterdir. İsayı temsil eder altmetinde. Dimitri aslında babasını öldürmemiştir ama içinden babasının ölmesini istediği için suçludur. Aynı anda fabrikadaki ustabaşı da aslında çocuğunun düşüp ölmesinden sorumlu olmasa da içinden ölmesini ve tazminat almayı geçirdiği için suçludur. Parmağını özellikle sıkıştırıp kopartan karakter Lisa; Alyoşaya aşıktır ama aşkının karşılığı yoktur ve şiddetli tartışma sahnesi sonrasında parmaklarını özellikle sıkıştırır. Bunun psikanalitik çözümlemesi: "Eksik Cinsel Doyum". Eksik cinsel doyum, kendi canını acıtma olarak su üstüne çıkar. Bu kitapta en önemli bölüm: 378.sayfada başlayan ve 35 sayfa süren bölüm.
******* Bekleme Odası:Filmdeki belgesel gösterilen sahne boşuna değil. Adamın evi: Av sahası. Adam evine giren hırsıza da av gibi davranıyor. Hayatına giren kadınlara da. Hayatındaki kadınların en çok acı çekme ve adamı terketme sebebi: kendilerini "hiç" gibi hissetmeleri. Önemsiz hissetmeleri. Çünkü adam her şeye karşı tepkisiz.
******* Bulantı : Bekleme Odasındaki karakterin yaşlanmış hali. Kapıcı kadın (aynı Üçüncü Sayfa filmindeki kapıcı kadın gibi) elinde ışıkla eve gelir. Adam kadının ayaklarına kapanır. Ne olacaktır?
Kadın sessiz kalabilir: Adam daha da aşağılanacağı için hiddetlenebilir.
Kadın sarılabilir: ve Üçüncü Sayfa filmindeki gibi üst katlara çıkabilir!
749
"7.Oda Okuma Kulübü" 20.kitap olarak John Steinbeck’in kaleme aldığı ‘zenginliğin ve paranın getirdiği kötülük ve felaketler’i konu alan İnci romanını okuyor.
Kitabı değerlendirmek üzere 14 Aralık 2015 Pazartesi saat 19:00’da Cafe 7.Oda’da buluşuyoruz..
İnci'nin açılış cümlesi: "Kasabada dev incinin öyküsünü anlatıp dururlar; ilk nasıl bulunduğunu, sonra nasıl yeniden kaybedildiğini."
737
52. Uluslararası Antalya Film Festivali'nde Sarmaşık filmindeki rolüyle En İyi Erkek Oyuncu ödülüne uzanan Nadir Sarıbacak'ın canlı yayındaki konuşmasının bir kısmı sansürlendi.
Aşağıda sansürlenen konuşmanın tamamı var. "Bizi sevgi ve muhabbet kurtaracak." diyor sadece.. Şu konuşmadan bile rahatsız olacak insanların olması ihtimalini düşünmek istemiyorum :(
"Bir 60 saniyenizi alacağım. Tolga (Karaçelik) sağol böyle bir rolü bana teklif ettiğin için. Bütün ekibe, jüri üyelerine teşekkür ediyorum. Sağolun. Çok kısa bir hasbihal etmek istiyorum. Çok kısa, 30 saniye. Memleketle ilgili dertlerim var. Bu filmden de hareketle çok güzel arkadaşlarım var. Farklı dinden, dilden, ırktan, meşrepten, mezhepten. Hepsini aşk derecesinde seviyorum. Bizi ancak kardeşlik ve muhabbetin kurtaracağına inanıyorum. Muhabbet gerçekten. Belki bir duble rakıyla ya da bir demlik çay. Sadece muhabbet etmek kurtaracak bizim dertlerimizi. Buna inanıyorum. Çünkü vücudun organları gibiyiz. Kulağın ağza, elin ayağa nasıl muhalif olmayacağına göre bizi kesildiği zaman bütün vücut acıyacağına göre kader bağımız var memlekette. Bütün kardeşlerimi seviyorum ve onların dertlerimizi kurtaracağımıza inanıyorum. Her duygudan düşünceden, ortak birlik. Çok teşekkür ediyorum sağ olun."
"Bir 60 saniyenizi alacağım. Tolga (Karaçelik) sağol böyle bir rolü bana teklif ettiğin için. Bütün ekibe, jüri üyelerine teşekkür ediyorum. Sağolun. Çok kısa bir hasbihal etmek istiyorum. Çok kısa, 30 saniye. Memleketle ilgili dertlerim var. Bu filmden de hareketle çok güzel arkadaşlarım var. Farklı dinden, dilden, ırktan, meşrepten, mezhepten. Hepsini aşk derecesinde seviyorum. Bizi ancak kardeşlik ve muhabbetin kurtaracağına inanıyorum. Muhabbet gerçekten. Belki bir duble rakıyla ya da bir demlik çay. Sadece muhabbet etmek kurtaracak bizim dertlerimizi. Buna inanıyorum. Çünkü vücudun organları gibiyiz. Kulağın ağza, elin ayağa nasıl muhalif olmayacağına göre bizi kesildiği zaman bütün vücut acıyacağına göre kader bağımız var memlekette. Bütün kardeşlerimi seviyorum ve onların dertlerimizi kurtaracağımıza inanıyorum. Her duygudan düşünceden, ortak birlik. Çok teşekkür ediyorum sağ olun."
736
52. Uluslararası Antalya Film Festivali’nde ödüller sahiplerini buldu. Tolga Karaçelik’in yönettiği “Sarmaşık” ile Mustafa Kara’nın “Kalandar Soğuğu” adlı filmi dörder ödül aldı. Ödüller, Can Dündar, Erdem Gül, Tahir ve Türkan Elçi’ye ithaf edildi.
ALTIN PORTAKAL ÖDÜLLERİ
Ulusal Yarışma
En İyi Film: Sarmaşık
En İyi Yönetmen: Tolga Karaçelik (Sarmaşık)
En İyi Senaryo: Sarmaşık
En İyi Kadın Oyuncu: Nuray Yeşilaras (Kalandar Soğuğu)
En İyi Erkek Oyuncu: Nadir Sarıbacak (Sarmaşık)
En İyi İlk Film: Çırak
En İyi Müzik: Rüzgar'ın Hatıraları & Kalandar Soğuğu
İzleyici Ödülü: Kümes
Uluslararası Yarışma
En İyi Film: Taşa Yazılmış Hatıralar
En İyi Yönetmen: Hany Abu-Assad (İdol)
En İyi Senaryo: Kayıp Kızlar
En İyi Kadın Oyuncu: Alba Rohrwashers (Yeminli Bakire)
En İyi Erkek Oyuncu: Haydar Şişman (Kalandar Soğuğu)
En İyi Müzik: Kuşatılmış
İzleyici Ödülü: Rüzgarın Hatıraları
Yaşam Boyu Onur Ödülü: Vanessa Redgrave & Franco Nero
Emek Ödülü: Sonay Kanat
En İyi İlk Film: Çırak
En İyi Müzik: Rüzgar'ın Hatıraları & Kalandar Soğuğu
İzleyici Ödülü: Kümes
Uluslararası Yarışma
En İyi Film: Taşa Yazılmış Hatıralar
En İyi Yönetmen: Hany Abu-Assad (İdol)
En İyi Senaryo: Kayıp Kızlar
En İyi Kadın Oyuncu: Alba Rohrwashers (Yeminli Bakire)
En İyi Erkek Oyuncu: Haydar Şişman (Kalandar Soğuğu)
En İyi Müzik: Kuşatılmış
İzleyici Ödülü: Rüzgarın Hatıraları
Yaşam Boyu Onur Ödülü: Vanessa Redgrave & Franco Nero
Emek Ödülü: Sonay Kanat
735
Boğaziçi Üniversitesi Edebiyat Kulübünün çıkardığı yeni bir dergimiz var artık. Bursa'da bu dergiyi temin edebileceğimiz, okuyabileceğimiz bir yer olmadığı için ben de e-posta yazıp, cafemizi anlattım ve dergilerini okuyabilirsek çok mutlu olacağımızı söyledim. Ve çağrımıza duyarsız kalmayan kulüp, dergilerinin 2.sayısını göndermiş. Harika oldu bu :)
Pan Dergi'nin 2. sayısında
dosya konusu: Tefrika
söyleşiler: Burhan Sönmez, Erol Köroğlu
inceleme: Devlet Terörü ve Anarşi'nin Maskesi,
çeviri: Gıyabında - Carol Shields
öyküler: Bir Kadavra Nasıl Kokar?, Madalyonun Rüyası, Halaleylo Yarattı, Yunus Abi ve Güzeller Güzeli Ömer Faruk Tuncer, Siyah, Fiyakaya Mektup, Selami, Göğe Bakma Durağı/Çağrışımlar
şiirler: Mirelere Sitemimdir, Diego'nun Fotoğrafına Bakarken, Müsait Değil,
Ve dergiden Burhan Sönmez'in söyleşisinden çok hoşuma giden bir paragrafı alıntılayayım:
"Tek bi dünya yok. Tek bir Batı, tek bir Doğu da yok. Kuzey, bütün yönleri içeren, iyiyi de kötüyü de bağrında toplayan bir evren orada. Doğu felsefesini bugün eski halleri taklit ederek diriltmek, ya da Batı'yı bir şablon haline getirip ötelemek veya onu olduğu gibi kabul etmek çare değil."
Boğaziçi Üniversitesi Edebiyat Kulübüne dergiyi gönderdiği için çok teşekkür ediyor ve ileride yayınlanacak sayıları da dört gözle bekliyoruz.
Ve Pan Dergi'yi okumak isteyen herkesi Cafe 7.Oda'ya bekliyoruz.
726
1935’te kurulan ve 1936’dan bu yana sinema dalında yılın en iyilerini ödüllendiren film eleştirmenleri organizasyonu New York Film Eleştirmenleri Birliği, yapılan törenle 2015’in en iyilerini belirledi.
Geçtiğimiz sene Richard Linklater‘ın yönettiği Boyhood'un kazandığı En İyi Film ödülü bu yıl, yılın dikkat çeken yapımlarından Carol'a giderken Carol; En İyi Film ödülünün yanında En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo ve En İyi Sinematografi dallarında kazandığı ödüllerle ödül mevsimini kasıp kavurmaya devam etti.
New York Film Critics Circle 2015 Ödülleri
En İyi Film: Carol
En İyi Yönetmen: Todd Haynes, Carol
En İyi Senaryo: Phyllis Nagy, Carol
En İyi Aktris: Saoirse Ronan, Brooklyn
En İyi Aktör: Michael Keaton, Spotlight
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Kristen Stewart, Clouds of Sils Maria
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Mark Rylance, Bridge of Spies
En İyi Sinematografi: Ed Lachman, Carol
En İyi Kurgusal-Olmayan Film: In Jackson Heights
Yabancı Dilde En İyi Film: Timbuktu
En İyi Animasyon Filmi: Inside Out
En İyi İlk Film: László Nemes, Son of Saul
Özel Ödüller: Honoring the legacy of William Becker and Janus Films ve Ennio Morricone